Pek çok ürün zaten evinizde bulunan ürünlerdir: yumurta, süt ürünleri, et, tavuk, balık, sebzeler ve meyveler. Size karabuğday krakerleri, tahıllar: kinoa, karabuğday, nohut vb. almanızı öneririz. Eğer masanızın üzerinde ya da oturma odanızda herhangi bir şeker, çikolata ya da kurabiye varsa onları kapalı bir dolapta saklamanızı öneririz.

Bizim öğün aralıklarımız diğer diyetlerden farklı çünkü amacımız şeker ve glüten dürtüsünü düşürmektedir. Piyasadaki diğer diyetler bu ürünlerin dürtüsünü hedeflememektedir; onlar sadece gerekli besinsel değişikliklerdir ve böylece çok daha zordurlar. Bizim besinsel destek ekibimiz size yeni yaşam tarzıyla en kolay şekilde başa çıkabilmek için ihtiyacınız olan seçenekleri sunmaktadır.

Bunun nedeni: dışkıyı tutmak, yeterli derecede sıvı tüketmemek, yeterli lifli besinleri tüketmemek, çok fazla kraker / pirinç keki yemek, fiziksel aktivite yetersizliği, bazı gıdalara karşı tolerans olmaması – bazen vücut bazı gıdaları zor sindirebilir (örneğin süt ürünleri), stres, hormonsal değişiklikler, aşırı ilaç kullanımı, sigarayı bırakmak, tiroit bezi faaliyetlerinin azalması, demir bulunduran maydanoz, kişniş ve nane gibi yeşil sebzelerin az tüketimidir.

  1. Sindirim sisteminize düzenli çalışmayı öğretmek için yemek zamanlarınızı ayarlayın.
  2. Lif yönünden zengin besinler (baklagiller, hububat, meyveler ve sebzeler) ve ayrıca keten tohumu, rezene tohumu (baharat olarak), Aloe vera içecekleri ve erik suyu.
  3. Fiziksel aktiviteyle uğraşın, günde yaklaşık 30 dk.
  4. Günde 12 bardak su için.
  5. Demir (magnezyum) alın – yeşil yapraklılar özellikle maydanoz.
  6. Kabızlığa neden olan ürünleri azaltın: muz, krakerler / pirinç kekleri, beyaz pirinç ve süt ürünleri.
  7. Yumuşatıcı karışım – 2 kuru erik, 2 kuru incir ve bir çay kaşığı keten tohumunu bir gece önceden kaynar suda bekletin. Ertesi sabah kahvaltıdan önce için.

Şu tatlandırıcıları kullanabilirsiniz:

  1. Agav şurubu, şeker otu (sugarleaf ağızda sonradan bir tat bırakır bu yüzden dikkatli kullanılmalıdır) (6 damla şeker otu = 1 çay kaşığı şeker) her iki ürün de bitkiseldir.
  2. Laktoz – sütteki şeker
  3. Glikoz – üzüm şekeri
  4. Früktoz – meyve şekeri
  5. Sukraloz, Splenda
  6. Şekersiz hurma şurubu, tamamen doğal akçaağaç şurubu, elma konsantresi
  7. Şekersiz işlenmiş ürünler de vardır: “Sucra-Diet”, “Acesulfame k”, “Maltitol”, “Sucralose” ve “Isomalt”.  Bunlar isteği bastırır fakat tavsiye edilmez.

Şu tatlandırıcıları kullanmayın:

  1. Sukroz (disakkarit), şeker kamışı
  2. Maltoz
  3. Doğal şeker
  4. Melaz – beyaz şeker kamışı
  5. Kahverengi şeker, esmer şeker
  6. Karamel
  7. Mısır şurubu

Bu içerikler birleştirildiğinde, karbonhidratlar proteinin sindirilmesini engeller. Bu sindirim sürecinin yavaşlamasına ve kilo alımına sebep olur. Ayrıca yorgunluk ve şişkinliğe neden midede olan alkol ve fermantasyon oluşumunu gerçekleştirir.

Bir yemek şunları içermelidir: et, tavuk, balık, yumurta ile sebzeler ya da tahıl ve hububatlar ile sebzeler.

Değişiklik yaptığınızda, yeni duruma alışmak zordur. Çok fazla çeşit olduğunu ve pek çok seçeneğiniz olduğunu sonra keşfedeceksiniz. Yiyebileceğiniz besinlerle ilgili size vermiş olduğumuz rehberi inceleyebilir, ya da www.bepositive.com.tr  internet sitemize göz atabilirsiniz.

  1. Tekila, sek şarap, yarı sek şaraplar, kırmızı/beyaz (sadece üzüm fermantasyonuyla üretilmiş olacak)
  2. Votka – “Luksosowa”, patates ve pirinçten yapılan votka
  3. Bira – “New Grace”, pirinç ve sorgumdan yapılan bira
  4. İyi kalite rakı
  5. Japon pirinç temelli içkileri – şeker ve buğday içermeyen
  6. Sek şampanya
  7. Patatesten yapılan brendi.

Yasaklanan alkollü içecekler:  Tahıl ve arpadan yapılan içkiler – viski, bira, çeşnili votka ve likörler.

Alkolsüz içecekler:

İzin verilen alkolsüz içecekler: kakao, hazır kahve, siyah (Türk) kahve, taze sıkılmış meyve suları, şuruplar, konsantreler, şekersiz sodalı içecekler.

Yasaklanan alkolsüz içecekler:  kahve yan ürünleri, otomat kakaosu, işlenmiş domates suyu ve Fin kahvesi

Kilo kaybetmek birçok faktöre bağlıdır. Her kişinin metabolizma hızları farklı çalışır. Besinsel ve sağlıklı bir diyette kilo kaybı 0,5 kiloya kadar yavaşlayabilir ve bu birçok faktöre bağlıdır:

  1. Günde an az beş öğün yemelisiniz – kahvaltı, saat Onda ki öğün, öğle yemeği, saat dörtte ki öğün ve akşam yemeği.
    Bu öğünlerden ikisi kompleks karbonhidrat (mercimek, fasulye, nohut, kinoa, karabuğday) temelinde olmalıdır, onları saat onda ve dörtte yemeniz vücudunuzun ihtiyacı olan enerji ve “gerçek şekerleri” karşılamak için önemlidir.
  2. Günlük almış olduğunuz yağ miktarına dikkat edin ( kuruyemiş, zeytinyağı, et, avokado, tahin)
  3. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Gece boyu depolanmış glikozlar biter ve vücut yeni enerjiye ihtiyaç duyar.  Besleyici bir kahvaltıyla güne başlamak sindirim sürecini %25 hızlandırır ve yağ yakar. Düzenli yediğinizde, sindirim sistemi düzenli çalışmaya başlar. Atlanılan öğünler vücudu strese sokar. Metabolizma hızımız yavaşlayabilir ve tüm yediklerimiz yağ olarak depolanabilir.
  4. Günlük olarak beslendiğiniz ürünlerin miktarına dikkat edin.
  5. Karbonhidrat ve proteinleri ayırdığınızdan emin olun. Karbonhidrat ve proteinleri birlikte yememelisiniz.
  6. Kompleks karbonhidrat içeren en az iki öğün yemelisiniz – mercimek, fasulye, nohut ve ayrıca kinoa ya da karabuğday artı sebzeler.
  7. Meyveler, özellikle elma ve pek çok sebze: Bunlar yüksek miktarda vücudunuzun temizlenmesine yardımcı olan, sindirim sürecini hızlandıran ve atıkları vücudunuzdan uzaklaştıran besleyici lifler içerir. Bu durum kilo kaybıyla sonuçlanır.
  8. Gün içerisinde daha fazla ham sebze tüketmeniz gerekir. Bir sandviç poşetini dilimlenmiş sebze ve meyve ile doldurabilir ve gün boyunca yiyebilirsiniz –işte veya gezilerde.
  9. Günde en az 12 bardak sıvı almalısınız.
  10. İlk aydan sonra, pişmiş patates ya da kahverengi pirinç ( haftada bir kez farklı bir gıdanın alınmasını tavsiye ederiz) gibi diğer kompleks karbonhidratlardan küçük bir miktar beslenebilirsiniz.
  11. Rahatlama ve stresten uzaklaşma çok önemlidir. Stresten uzaklaşıp rahatladığınızda oksijen bağırsaklara ulaşır. Bu daha iyi bağırsak kası aktivitesi ve fonksiyonuyla sonuçlanır.
  12. Günlük 30 dakika fiziksel aktivite yapılmalıdır.

Arınma seansından sonra tedirgin hissetmenin 2 önemli nedeni vardır:

  1. Vücuttan bağımlı olunan şekerin atılmasına bağlı olarak, vücudun detoks süreci ve bazı diğer alanlarda görülen temizlenme etkisiyle, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı ve ayrıca tedirginlik ve huzursuzluk görülebilir.
  2. Yetersiz beslenme bunun temel sebebidir. (Protein yetersizliği bağışıklık ve hormonsal sistemi etkiler. Kaslar vücuttaki proteinler tarafından yıkıma uğratılır, artı enerji yetersizliği halsizlik ve yorgunluğa neden olur)

Bu Atkins diyeti değildir. Benzer, fakat Atkins diyetinde karbonhidratlar yoktur. Abrahamson’da bu beslenme; kinoa, karabuğday, mercimek, fasulye, humus ve diğer kompleks karbonhidratları içeren tüm gıda gruplarıyla yıllarca süren sağlıklı bir yaşam tarzıdır.

  1. En önemli şey zamanı organize etmektir. Eğer bir otelde kalıyorsanız, onlara bu süre boyunca şeker ve glütene karşı hassas olduğunuzu anlatın. Sizin için özel yiyecek hazırlamalarını rica edin.
  2. Seyahatin ilk gününde bir kap içerisine kesilmiş sebzeler, Glütensiz ekmekleri (ilk aydan sonra) hazırlayın. Kalan seyahat günlerinde fasulye (konserve), mercimek, kinoa, bezelye ve tapyoka gibi bakliyat ve hububatları daima bulmaya çalışın.
  3. Bugün glüten ve şekersiz beslenme farkındalığı dünya genelinde çok popülerdir ve birçok yerde şeker ve glüten içermeyen gıdalar bulunabilir.  Bu gibi yerleri Google ya da waze üzerinden araştırabilirsiniz.

İştah kaybı daha sonra geçecek olan kısa süreli bir histir. Bu durum bir hafta içerisinde azalır. Bu his aldatıcıdır. Bu nedenle, biz vücuda düzenli olarak ihtiyacı olan gıdayı vermeliyiz. Günde 5 öğün beslenmeyi mutlaka tavsiye ediyoruz (Aç değilseniz az miktarda yiyebilirsiniz) Lütfen öğün atlamayın..! İki öğün kinoa, mercimek, hububat ve sebzeler içeren kompleks karbonhidratlar vücudun ihtiyacı olan enerjiyi sağlamak için yenilmelidir. Ayarlanan öğünler yenilirken, birkaç gün sonra, vücut bu saatlerde yemek ihtiyacı hissedecek ve sistem kendini dengeleyecektir.

Öncelikle, bizim tüm tavsiyelerimiz bir doktorun fikriyle yer değiştirilemez. Doktorunuzu tüm beslenme değişiklikleriniz hakkında bilgilendirmeniz gerekmektedir. Bu değişiklikler diyabet, kolesterol, kalp krizi ya da diğer şeker seviyesine bağlı rahatsızlıkları büyük oranda etkiler. Tavsiyemiz size verilen bilgileri doktorunuza götürerek onayını almanızdır.

Abrahamson metodu, sigarayı bırakma alanında 30 yılı aşkın bir süredir lider durumdadır. Ehud Abrahamson tarafından kurulmuş olan uluslararası bir firmayız ve Dünya çapında pek çok kişiyi zararlı alışkanlıklarından arındırmaktayız. New York, Los Angeles, Londra Almanya, Rusya, Brezilya ve şimdi de Türkiye’de artık devamlı olarak bir ofisimiz bulunmaktadır.

Benzersiz ve tamamen doğal olan arınma işlemlerinin amacı, sigara içme isteğinizi minimize etmektir. Hiçbir şekilde iğne, hap, enjeksiyon vb. kullanılmamaktadır. Hipnoz yapılmamaktadır. Bazı insanlar, bunun hipnoz olduğunu düşünüyorlar, ama, tamamen doğal bir yöntem olan Abrahamson metodu, hipnoz değil, bir enerji terapisidir.

Abrahamson metodu, sadece terapistimizin elleriyle, bazı noktalara dokunarak yaptığı bir terapidir. Bu metodu uygulayan terapist, biyoenerji, acupressure ve kristallerle  vücut enerjisini çakralar ve meridyenler üzerinden dengelemektedir. Vücudumuzda sigara, gluten, şeker bağımlılığı gibi alışkanlıklara sebep olan noktalara bu özel yöntemle müdahale ederek kişinin enerjisini dengeler ve bu sayede kişi bağımlılıklarından arınıyor.

Yurtdışında, diğer bağımlılıklardan da arınma işlemleri yapılmaktadır, ancak henüz bu, Türkiye’de uygulanmamaktadır.

Bu metodu ilk bulan Ehud Abrahamson, ilk önceleri, sadece kendi çevresine terapi yapıyormuş. Bu, yıllarca böyle devam etmiş, çünkü sadece insanlara iyilik yapmak istiyormuş, bunu bir iş haline getirmeyi o zamanlar hiç düşünmemiş. Sonunda, terapiye gelip sigarayı bırakanlardan bir arkadaşı, uzun uğraşlardan sonra, dünyada bir çok insanın böyle bir imkana muhtaç olduğunu, Ehud Abrahamson’un bu metodu sadece kendisine saklamasının büyük bir günah olduğunu, çok daha fazla insana yardım etmesi gerektiğini söyleyerek, onu ikna etmeyi başarmış. Ayrıca, Ehud, bir gün aramızdan ayrılırsa, bu metodun onunla birlikte yok olacağını düşünerek, birkaç terapist yetiştirmesi gerektiğine karar vermiş. Bu güne kadar, çok özel yetenekleri olan 19 terapisti eğitmiş. Bütün dünyada bu terapiyi yapan sadece 19 kişi var. Bunlardan birisi de Türkiye’de!

Bu metodu, yurtdışındaki arkadaşlarından, doktorlarından duyarak gidip oralarda terapi almış belki binlerce insan var ama bugüne kadar, Türkiye’de düzenli bir şekilde ofisimiz yoktu. Bu güne kadar, Türkiye’de tanıdıkları olan terapistler, Türkiye’ye geldiklerinde, yurtdışında bu terapiyi alıp, birbirlerine tavsiye eden arkadaşlarının ricalarını kırmayarak, zaman zaman Türk insanına da hizmet vermişler. Ancak çok sınırlı sayıda insan, bu imkandan yararlanabilmiş.

Bir gün, Türkiye’deki merkezimizin ortaklarından birisinin Eşi, bir gün doktora gitmiş. Doktor, kendisinde şeker bağımlılığı olduğunu, bu bağımlılığından acilen kurtulması gerektiğini söylemiş. “Çin’e bile gitmen gerekse gidip bu bağımlılığından kurtulman gerekiyor” demiş. “Bana yardım edebilecek birisini nereden bulacağım?” dediğinde de, “benim bildiğim böyle bir yer yok, eğer böyle bir şey duyarsan, gel bana da söyle” demiş. O da çok araştırmış, bağımlılıklardan kurtulmaya yardım eden birisini bulamamış. Sonunda bir gün, Abrahamson metodunu duymuş ve yurtdışına giderek bu terapiyi almış. Şaşkınlıkla bu bağımlılığından kurtulduğunu görmüş. Ardından sigarayı bırakmak için tekrar yurtdışına gitmiş ve bu bağımlılığından da tek seansta kurtulmuş. Sonra, bu hizmetin, Türkiye’deki insanların da büyük çoğunluğunun ihtiyacı olduğunu, Türkiye’deki milyonlarca insanlara da yardım etmeleri gerektiğini söyleyerek, uzun uğraşlardan sonra, Ehud Abrahamson’u Türkiye’de de bir merkez açmaya ikna etmişler ve bepositive A.Ş. adı altında Türkiye’de de bir ofis açılarak hizmet verilmeye başlandı.

Aslında, Abrahamson, hep insanların arkadaşlarının tavsiyesiyle birbirinden duyduğu bir sistem. Biz, Abrahamson olarak bu metoda o kadar güveniyoruz ki, bu konuda reklam yapmamıza gerek kalmıyor. Tanıdığımız insanlara duyurduk, gelip terapi aldılar. Gelen insanlar, fayda görürlerse ve isterlerse, tanıdıklarını da gönderiyorlar. Bu güne kadar bir çok sözüne güvenilen insan, bu terapiyi aldı ve hemen arkasından arkadaşlarını gönderdi.

Sigara’da diğer zararlı maddeler gibi, bir bağımlılık. Bazı insanlar kendi iradeleriyle, 30 yıl içtikten sonra bile bırakabiliyorlar. Bu tür bir çok hikaye duymuşsunuzdur. Ama bazı insanlar, bırakmayı çok istemelerine rağmen, böyle bir bağımlılıktan kendi iradeleriyle kurtulmayı başaramıyorlar. Biz kendi iradesiyle bırakmayı başaramayan insanlara yardımcı oluyor, sigarayı arzu etmemelerini sağlıyoruz.

Aslına bakarsanız, biz hiçbir şeyin garantisini vermiyoruz. Kimseye büyük vaatlerde bulunmak istemiyoruz. Çünkü, biz terapimize gelen kişilere, ancak yardım edebiliriz. Onların üzerine düşen sorumlulukları onların yerine biz yapamayız. Biz onların sigara, şeker ve glüten’e karşı isteklerini minimize ediyoruz. Daha doğru bir tabirle, vücutlarındaki bağımlılık hissini uyutuyoruz, yok edemiyoruz. Sigaraya ve bu besinlere istek duymamalarını sağlıyoruz. Bu noktadan sonra, bu maddelere karşı bir arzu hissetmedikleri halde, “Nasılsa şu an canım çekmiyor, biraz yesem, bir sigara içsem bir şey olmaz” gibi bir düşünceyle tekrar başlamamak, onların sorumluluğunda. Bunu yaptıklarında, uyutulmuş olan o arzuyu, o bağımlılığı, tekrar uyandırabilirler. Bunu tüm ziyaretçilerimize gayet net bir şekilde anlatıyoruz. Gelenlerden bir çoğu, çok şaşırdıklarını, “sanki 30 yıldır sigara içen hiç ben değilmişim gibi, hiç canım çekmiyor” şeklinde anlatıyorlar.

Görüşmeye başladığımız kişilerin %80’inden fazlası, ilk arınma işleminden sonra sigarayı bırakmış ve çoğunluğu nikotine karşı ilgisizlik hatta tiksinti duyduğunu ifade etmiştir. Kalan %20’lik kesimin de bir kısmı, terapiye ikinci gelişinde bırakmayı başarmıştır.

Her insanın tepkisi birbirinden farklı oluyor. Gelenlerin çok küçük bir kesiminin, hiç etkilemediği de olabiliyor. Ama bu, gelenlerin %20’sinden daha küçük bir oran. Herkes kendi durumunu daha ağır zannediyor. Görüşmeye gelen insanların neredeyse tamamı, “ben kesin o %20’ye girerim, çünkü ben bu bağımlılığımdan bir türlü kurtulamıyorum, çok zorlanıyorum, bana imkansız geliyor” diyor, ama az önce de bahsettiğim gibi, sonuçta terapiye gelen ve kendi durumunu imkansız gören kişilerin %80’inden fazlası son derece başarılı sonuç alıyorlar. Bir çok ünlü insan, bir çok gazeteci, aynı şeyi söyledikten sonra sigarayı bıraktılar. Bunların tamamı, toplumda son derece saygın, sözüne güvenilir insanlardı. Sonuçta hepsi iyi sonuç aldılar ve arkadaşlarına, tanıdıklarına tavsiye edip, onların da bu olanaktan faydalanmasını istedikleri için bize gönderdiler.

Bebek’teki ofisimizde, Abrahamson’u anlatan bir video var. Orada yabancı bir şarkıcı, “Abrahamson’daki dostlarıma teşekkür etmek için bir şarkı yazdım” diyerek, küçük bir şarkı söylüyor. Onun hikayesi de şöyle, tanınmış ve çok sevilen bir sanatçı olan bu kişi, sigara, madde ve alkol bağımlılığı nedeniyle hastaneye yatıyor, hapise giriyor, bütün kariyeri tehlikeye giriyor. Ancak sonunda Abrahamson’a gidiyor ve bütün bu bağımlılıklarından kurtuluyor. Şarkısının sonunda da, “Ben bıraktıysam, herkes bırakabilir” diyor.

Başka ülkelerde sigara bağımlılığından kurtulan bakanlar, sanatçılar var. Türkiye’de de bir çok tanınmış insan, yöneticiler, sanatçılar, gazeteciler, Abrahamson metoduyla bu bağımlılıklarından kurtuldular. Hatta, kanser hastası olmasına rağmen sigarayı bir türlü bırakamayan bir çok insan bize gelerek bu bağımlılığından kurtuldu ve bize teşekkür ettiler. Bunun gibi gerçekten çok etkileyici bir çok hikaye duyduk ve yaşadık. İnsanlara yardım edebilmek, onları tekrar hayata döndürebilmek gerçekten çok güzel!