sugar-free

ŞEKER VE GLUTENDEN ARINMA – NEDEN?

ŞEKER VE GLUTENDEN ARINMA

Endüstrinin gelişmesi, günlük yaşamımızın değişik alanlarında rahatlığa neden oldu… Buna paralel olarak da son yıllarda, şişmanlık ve kilo artışı küresel bir sorun haline geldi. Uzun yıllar boyunca ihmal edilen aşırı kilo sorunu beraberinde birçok sağlık sorununu da getirdi.

Eskiden besinlerimiz fabrikalarda “temizlenip”, işlendikten sonra tüketilmiyordu. O zamanlar, şimdi “organik” veya “genetiği ile oynanmamış” diye adlandırdığımız yiyecekler yenirdi. Bugün ise endüstri; ürünün raf süresini uzatabilmek, lezzeti arttırarak talebi arttırmak, görüntüyü ve maliyetleri değiştirmek için içeriklerle oynamayı öğrendi.

GLUTENDEN NİYE ARINMALI?

Gluten ve şeker, besin endüstrisinde tüketiciyi bağımlı yapan maddeler olarak tanınır. Eğer günlük beslenmemizi oluşturan besinlerden bazılarını dikkatle incelersek, bu iki maddeyi gereğinden çok daha fazla miktarlarda tükettiğimizi görürüz. Örneğin günümüzde market veya fırınlardan satın aldığımız ekmekler, raf ömrü daha uzun, tatları daha lezzetli yumuşacık ve parlak görüntüye sahiptir. Tüm bunlar besin endüstrisinin tüketici ile savaşma amacına hizmet veren bioteknoloji, endüstriyel tasarım uzmanlarının ve psikologların uyguladıkları yoğun pazarlama yöntemlerinin sonuçlarıdır. Bu detaylar bizi hiç rahatsız etmez, bizler güzel görünen, daha uzun süre dayanan daha fonksiyonel besin severiz. Burada sorun besinimizin sadece pazarlama adına geliştirilmesi ve sonuç olarak sağlığımızı olumsuz yönde etkilemesidir.

Eskiden ekmek yapıldığında gluten sadece undan gelirdi. Besin endüstrisi ekmeğin pazarlama özelliklerinin geliştirilmesi için işlenmiş gluten ekleyebileceğini keşfettiği an, gluteni inceltme ve işleme endüstrisi oluştu ve ekmeğe, toz çorbalara, soslara, makarnaya, kremlere, hazır salatalara ve daha birçok ürüne yoğun olarak eklemeye başladı. Sürekli tükettiğimiz besinlerdeki yüksek gluten miktarı, bağırsaklarda yapışkan bir tabaka oluşturur, böylelikle besinin bağırsaktan vücuda emilişini engeller.. Yemek sonrası yorgunluk hissi (bir taraftan besinin parçalanmasına enerji harcanırken, diğer taraftan da bölünmüş besinden gereken hızda enerji elde edilemez), mide ve karında şişkinlik, gaz, kabızlık, mide bulantısı, hazımsızlık ve uzun vadede de hayal kırıklığı ve depresyon bütün yukarıda anlatılanların fiziksel olarak kendini gösteren yan etkileridir.

NİYE ŞEKERDEN DE ARINMALI?

Yukarıda söylendiği gibi, şeker, bağımlılık yarattığı için besin endüstrisinin gözdesidir. Beynimizin yüksek değerde enerjiye ihtiyacı olduğunda çikolata paketinin ne kadar çekici geldiğini kim bilmez? Bir parça çikolatayı ağzımıza attığımız anda yarım saat içinde paketin sonunu getirebiliriz. Şeker tüketimi aynı sigarayı limitlemeye benzer. Sigarada nasıl başlangıçta günde 1-2 sigara ile başlanıp, bir süre sonra “herkesin” kullandığı gibi bir pakete çıkılıyorsa, şeker alışkanlığı da kahveye konan bir kaşık şekerle başlar, sonra kahve ile beraber yenen tatlı ya da lokum eklenir, daha sonra en az üç kaşık şekere çıkar, sonra pasta, kruasan ve “minik bir şey” daha derken 45 yaşına gelindiğinde şeker hastası adayı olunur (artık çok daha genç yaşlarda). Şekere bağımlılık hiç şüphesiz biz tüketicilerin kontrolümüzü kaybetmemize, önemli detaylara gereken önemi vermememize sebep olur.

Şeker ve gluten den arınma ile vücudun kendine has, besini iyice kullanabileceği, sağlıklı ve dengeli tüketime geçmesini sağlarız. Arınmadan hemen iki hafta sonra kişiler kilo vermeye başladıklarını, daha uyanık hissettiklerini, dikkatlerinin arttığını, şişkinlik hissinin yok olduğunu, gün boyunca enerjilerinin daha dengeli olduğunu bildirirler. Burada önemli olan, uzun süre dayanılamayan anlık bir diyetten değil, bir hayat tarzından bahsedilmesidir.

Başarılar dileriz ve afiyet olsun!