healthy-diabetes-diet-tips

GLUTEN ve DİYABET

Gluten intoleransı ve çölyak hastalığının en bilindik komplikasyonları; gaz, şişkinlik, kabızlık, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, kansızlık, hipoglisemi ve çağın hastalığı diyabettir.

Gluten intoleransı ve çölyak hastalığı çoğunlukla belirti vermez. Çölyak teşhisi konulduğu halde belirtilerinin gözükmediği %10’luk bir dilimi de atlamamak gerekir. Belirtileri gözlemlenmesi ve teşhisin konulmasında etkili olan anahtar sözcük transglutiminaz enzimi antikorlarıdır. Bunun konumuz; diyabetle ilişkisi ise;

Özellikle tip 1 diyabetik bireylerde transglutiminaz antikoru bireylerin %12’sinde görülür ve bu %12’lik dilimin de ince bağırsak biyopsisinde çölyak teşhisi konulmaktadır.

Yukarıdaki belirtileri gösteren her diyabetli bireyin başta hipoglisemi gibi önemli sağlık sorunlarından dolayı; çölyak taraması ve glüten initoleransı testi yaptırması gerekmektedir.

DİYABETİK OLAN HER BİREYİN ÇÖLYAK VE GLÜTEN İNTOLERANSINA SAHİP OLMASI MÜMKÜNDÜR.

Her 20 diyabetik bireyin birinde görülen glüten intoleransı ve çölyak hastalığında; özellikle glutenli besinlerin tüketimi risk taşımaktadır:

  • Glütenli besinlerin çoğu karbonhidrattan zengin oldukları için kan şekeri düzensizliğine yol açmaktadır. Kan şekeri düzensizliği ve diyabet kontrolünde ise; karbonhidrat sayımına dikkat edilmesi başta gelir.
  • Glütensiz besinlerin teker teker tüketilip kan şekeri üzerindeki etkileri öğrenilmelidir.
  • Önemli bir konu ise İLAÇLAR… Glüten içeriği de dikkate alınarak doktor kontrolünde tavsiye edilen ilaçlar kullanılmalıdır.

Diyabet ve gluten intoleransı, birbiriyle yakından ilişkilidir. Diyabet olan hastalarda, gluten intoleransı görülmesi sıklığı, diyabet olmayanlara göre 10 kat artmıştır. Bu artışın asıl sebebi ise; modern çağın işlenmiş buğday ürünlerinin aşırı tüketimidir.

Tarih boyunca insanoğlu doğal beslenmiş, günümüzde ise tükettiğimiz ekmek ile geçmişte yapılan ekmekler arasında ciddi bir besin farkı görülmüştür. Ekmeğin endüstriyel bir ürün olarak kullanılması ardından; eski besleyici değerinden eser kalmamış; işlem görerek rafine edilmesi, kabuklar dışında rüşeym kısmının da alınarak hiçbir vitamin, mineral ve posa açısından besleyici değerinin kalmamasına yol açmıştır.