CEVAP: Aslen, Güney Afrikalıyım. 23.12.1961 yılında Güney Afrika’da doğdum. Babam, ünlü bir profesör, bir tıp doktoruydu.  Ben doktor evinde doğdum. Çocukluğumdan beri, sağlık ve biyolojiyle çok ilgiliydim. Evliyim ve 2 çocuğum var.

CEVAP: Üniversite öncesinde ve üniversite sırasında, biyoloji, alternatif tıpla ilgili bir çok eğitim aldım, değişik kurslara gittim. Üniversitede biyoloji dalında okumaya başladım. Üniversitede okurken, bir taraftan da alternatif tıp okumaya devam ediyordum. Bu arada, bağımlılık nedir, bağımlılık beyini nasıl etkiler, alışkanlık nedir? Neden bazı insanlar alışkanlıklara ve beyinde bu alışkanlıkları yapan kimyasallara karşı farklı farklı davranırlar? Neden bazı insanlar bağımlılıklar ve alışkanlıklar karşısında diğerlerinden daha fazla zorlanırlar? Gibi bir çok araştırmalar yapıyordum. Ben bir taraftan bunları okurken, bir taraftan da, sürekli olarak, okumakta olduğum alternatif tıbbın, Çin tıbbının, kristal terapinin ve bio enerjinin yardımıyla insanlara sigarayı bırakmaları konusunda nasıl yardımcı olabileceğimi düşünüyordum. Bu araştırmalarımı, özellikle sigara ve nikotin üzerine yoğunlaştırmıştım. Çünkü, ben daha çocukken, babam bana sürekli olarak sigaranın ne kadar kötü bir şey olduğunu, ama insanların bunu bir türlü anlamadığını söylüyordu. O günlerde, doktora tedaviye gittiğinizde, doktorlar tedavi esnasında bile sigara içerlerdi.  O günlerde, babam dışında hiç kimse, sigaranın kötü bir şey olduğunu söylemiyordu. Sadece babam, sigaranın kötü bir alışkanlık olduğunu, nikotinin bir bağımlılık olduğunu ve kansere sebep olduğunu, vb. söylüyordu. Bundan yaklaşık 40 yıl öncesinden bahsediyorum!

1982’de üniversiteyi bitirdikten sonra, yüksek lisans için psikoloji okumaya başladım. Ama, aynı zamanda da alternatif tıp okumaya devam ettim. Babam benim doktor olmamı istiyordu. Ancak ben, yıllardır daha çok üniversitenin öğretmediği spiritüel bilimlerle, insan beyniyle ve alternatif tıpla ilgileniyordum. Yüksek lisansa başladığımda, aynı zamanda da  eğitimimi finanse edebilmek için bir taraftan da çoktan bio enerji tedavisi yapmaya başlamıştım. O zamanlar, yaptığım terapiler 2 saat sürüyordu. Çin tıbbını, bio enerjiyi, vb. daha bir çok metodu birlikte kullanıyordum. Çünkü o zamanlar, hangi metodun tam olarak ne için kullanılması gerektiğini ve neyi iyileştirdiğini bilecek kadar yeterli bilgim yoktu. Onlar, araştırmalar yaptığım ve gittikçe metodumu geliştirdiğim yıllardı. Ama, bu metodu, son 30 yıldan fazladır çok geliştirdim. Şu anda terapilerim sadece 10-30 dakika arasında sürüyor ve çok daha başarılı sonuçlar alıyorum. Sigarayı bırakma konusunda bir çok ünlü ve önemli insana yardımcı olduğum için, gazetelerde benimle ilgili çok büyük makaleler çıktı ve metodum gittikçe yayıldı. Gazeteciler, televizyoncular, ve daha bir çok insan bana bağımlılıklarından kurtulmak için geldiler ve son derece başarılı sonuçlar üzerine beni tavsiye ettiler.

CEVAP: İnsanlar yemek yediklerinde, enerjinin çoğu, kandaki oksijenin ve şekerin çoğu, hazmetmeye gider. Büyük bir yemek yedikten sonraki rehavet hissini bilirsiniz, kendinizi yorgun hissedersiniz. Uyumak istersiniz. Terapistlerimiz terapilerini yaparken, enerjilerinin olabildiğince fazlasına, terapide ihtiyaç duyarlar. Ve eğer yemek yerlerse, çok daha az serbest enerjileri kalır. Bunun için terapiden önce oruç tutarlar. Normal şartlarda, bir gece öncesinden yemek yememeye başlarlar. Ama, bazen kan şekerleri çok fazla düşmesin diye, bir meyve veya birkaç kuruyemiş yiyebilirler. Fiziksel olarak yemek yemezler ancak sıvı içebilirler. Bu, onların daha fazla enerjileri olmasını sağlar.

CEVAP: Tabii ki size bütün sırlarımı anlatmayacağım. Aynı kola içer gibi… Kola içmekten hoşlanırsınız, ama onunla ilgili herşeyi bilmezsiniz. Bu nedenle, tabii ki size tüm sırlarımı anlatmayacağım, ama size, bilmek istediğiniz şeyleri anlatacağım.
Bir insan herhangi bir kimyasal, nikotin veya şeker kullandığında, beyinde, bu kimyasalları tanıyan reseptörler vardır. Bu reseptörler, bu kimyasalları öğrenirler. Beyinde, seratonin, dopamin, endorfin, kafein, sakarin gibi kimyasalları tanıyan bölgeler vardır. Bunlar, beyindeki, her türlü kimyasalı tanımlar. Bu bölgelere reseptör denir. Ayrıca, beyinde sadece kimyasallar değil, aynı zamanda alışkanlıklar da tanımlanır. Bunların hepsi birlikte, belli bir bölgede, yıllar geçtikçe, gittikçe büyür ve büyürler. Bu kimyasalları ve alışkanlıkları kullanmazsanız, bunlar gittikçe küçülürler. Örneğin bir müzisyen iseniz, yıllarca keman çaldığınızda, parmaklarınız bu alışkanlığa alıştıkça, yıllar boyunca, bu bölge (reseptörler) gittikçe büyür. Böylece, daha iyi, daha hızlı olursunuz. Bir süre çalmadığınızda, bu bölgeler gittikçe küçülür, daralır. Ama hiçbir zaman keman çalmayı unutmazsınız. Bir insan sigarayı bıraksa ve 10 yıl boyunca bir tek sigara bile içmese, 10 yıl sonra bir tek sigara bile içtiğinde, beyinin bu bölgesi tekrar aktifleşir. Biz, terapi esnasında, bu bölgeyi uykuya geçiririz. Beyinin bu bölgesi, dinlenme moduna girer. Ama, şunu mutlaka söylemeliyim ki, bu terapi, kesinlikle bir hipnoz değildir. Biz insanları uyutmayız. Biz sadece, onların beyinlerindeki bu bölgeyi, yani reseptörleri uykuya geçiririz. İnsanların bilinçleri, bu uygulama süresince, sürekli olarak açıktır. Bu metodun, hipnozla hiçbir benzerliği yoktur.

Bu metodda, akupresür uygulanır. Bilirsiniz, Çin’liler akupunktur yaparlar. Akupunktur, iğneyle yapılır. Biz ise akupresür ile yapıyoruz, yani belli noktalara baskı uyguluyoruz. Bu metot, meridyenler üzerine akupresür yapılması olarak tanımlanabilir. Abrahamson metodu, Çin tıbbındaki meridyenlerin vücuttaki fiziksel noktalarına akupresür uygulanmasıdır. Biz, sigara için, akciğerler üzerindeki meridyenlere, şeker ve glüten için ise mide üzerindeki meridyenlere basınç uygularız. Biz, beyindeki bağımlılık yapan noktaları etkilemek için hem şifa, hem bio enerji uyguluyoruz.  Bunu nasıl yaptığımız ise, bizim sırrımız.

CEVAP: İnsan Aurası, vücut çevresindeki enerji alanıdır. Aura, aynı bir dükkanın vitrin camı gibidir. Aura da, vitrin camının parmak dokunması, yağmur, toz’dan kirlendiği gibi kirlenebilir. Çoğu zaman, Aura, kendi kendinize düşündüğünüz veya insanların sizinle ilgili düşündüğü düşüncelerden kirlenebilir. Bir çok yıl boyunca inandığınız şeyler, başınıza gelenler, bazı şeylerin zorlaşması durumunda ne yapacağınız gibi düşünceler, her zaman böyle şişman mı olacağım gibi düşünceler ve stresler nedeniyle kirlenir. Auranın temizlenmesi ise, bu tür eski düşünce kalıplarının temizlenmesidir.

CEVAP: Eğer vitrin kirliyse, siz dışarıda ne olduğunu net olarak göremezsiniz, dışarıdakiler de sizin içinizde neler olduğunu göremezler. Eski düşünce kalıpları, eski negatif inançlar, sizi sürekli olarak rahatsız eder. Bir çok insan, Aura’larında, başkalarının onlarla ilgili düşündüklerini taşırlar. Herşey koyudur. Herşey gerçekte olduğundan daha farklı görünür. Lütfen bana inanın: HERKES SİGARAYI BIRAKABİLİR! HERKES ŞEKER VE GLÜTENİ BIRAKABİLİR! BU HİÇ ZOR DEĞİL VE BU BİR GERÇEK, AMA İNSANLAR BUNA İNANMIYORLR!

CEVAP: İstanbul’da Kapalı Çarşı’ya giderseniz, orada bir çok değişik kristal görürsünüz. Bir çok insan, kristal almaya giderler. Satıcıya sorarsanız, size, farklı insanların farklı kristaller aldığını söyleyecektir. Size sadece genel bir bilgi vereceğim. Genel olarak 12 kristal, astrolojinin 12 burcuyla karşılaştırılır. Her kristalin değişik bir etkisi vardır. Aynı ilkbaharın kıştan farklı olması, ya da gecenin gündüzden farklı oluşu gibi… İlkbahar kristali, herşeyin büyümesini, yeşillenmesini ve çiçek açmasını sağlar. Kış kristali ise, herşeyin yavaşlamasını sağlar, hiçbirşey büyümez, vs. Örneğin, bizim terapilerimizde kullandığımız bir kristal vardır. Biz bu kristale AMETİST deriz. Bu kristal, insanları yavaşlatır. Bu kristal, insanların sigarayı bırakmalarını sağlamaz. Ametist, sadece insanların daha sakin olmasına yardım eder. Ametist’in, insanları daha sakin yapan, yavaşlatan bir yanı vardır. Çünkü, terapide sakin insanlar isteriz. İnsanlar geldiklerinde, çoğunlukla evden işe, işten eve koşuştururlar. Acaba başarılı olacak mıyım diye huzursuzdurlar… aceleci, kızgın ve endişelidirler. Ametist, onları sakinleştirir. Başka bir kristal vardır, Rubi denir. Biz onu kullanmayız, çünkü herşeyi hızlandırır. Bazı teknolojilerde Rubi kullanılır, frekansı arttırması için… Ametist sizi sakinleştirir, Rubi hızlandırır. Biz, terapi boyunca, insanların sakin olmasına ihtiyaç duyarız ve bunun için Ametist’i kullanırız. Bazı terapilerde ise, Jasper isimli bir kristal kullanırız. Jasper, binlerce yıldan beri, kanı temizleyen bir kristal olarak bilinir. Şeker ve glüten terapisi yaptığımızda, bu taşı yardımcı olarak kullanırız. Jasper sayesinde metabolizmayı hızlandırmaya çalışırız. Ancak, önemli olan nokta, KRİSTAL, TEDAVİ YAPMAZ. SADECE İNSANLARI SAKİNLEŞTİRMEK İÇİN BİZE YARDIMCI OLUR!

CEVAPLAR: Bunu anlayabilmek için, 5 yıl Çin Tıbbı okumalısınız. Ancak, genel olarak, Meridyenlere bakarsanız, göreceksiniz ki, farklı noktalar akciğer, mide, beyin gibi, vücuttaki farklı bölgeleri etkilerler. Bütün bu baskı noktaları, çin tıbbındaki noktalardır. Akupresür noktalarıdır.

CEVAP: Kesinlikle yok! Terapiye gelen kişi, bütün terapi boyunca kendindedir.

CEVAP: Öncelikle, bazı insanlarda terapi 10 dakika, bazı insanlarda 20 dakika sürer. Ama genel olarak, terapiden sonra 3 farklı grup insanla karşılaşmaktayız diyebiliriz.

1. GRUP: Tiksinti, arzu etmeme hisseden gruptur. Sigara içen insanlar, terapiden sonra sigaranın kokusundan ve nikotinden tiksinti duyar, kendilerini kötü hissederler.  Kendi arabalarındaki sigara kokusu bile onları tiksindirir. Şeker ve glüten için gelenlerden bu gruba girenler, yemek yemek istemezler, yemeğin kokusu garip gelir, tadı da değişik gelmeye başlar. Fazla aç hissetmezler. Bu grup, geneldeki insanların %15’ini oluşturur.
2. GRUP: Bu grup, insanların %70’ini oluşturur. Bu gruptaki insanlar, tiksinme vb. hissetmezler. Bu gruptaki insanlar, çevrelerinde birisinin sigara içmesine, ya da yemek yemesine aldırış etmezler. Bu onları rahatsız etmez. Bu grup, insanların çoğunluğunun ait olduğu gruptur. 1.Grup’taki insanlar da 3-4 gün sonra, kandaki nikotin kimyasalı ve şeker kimyasalı düştükçe,  bu gruba dahil olurlar. Bunun için, hep ilk 72 saat çok önemli diyoruz. Bu gruptaki insanlar için, hiçbir güçlük yoktur. Çünkü, bunlar sigarayı gördüklerinde, almak isteseler bile almazlar, çünkü ihtiyaçları yoktur.
3. GRUP: Bu insanların çoğunlukla metabolizması biraz daha yavaştır. Kanlarındaki kimyasalın düşmesi daya yavaş olur. Kanlarındaki kimyasaldan dolayı, anılar zaman zaman geri gelir. İnsanların %15’i, bu gruba dahildir. Bu gruptaki insanlar, ilk 3-4 günün çok zor geçtiğini söylerler. Hala, kahve içtiğimde, yemekten sonra hatıralarım canlanıyor derler. İlk birkaç gün, hala kanlarında nikotin veya şeker olduğundan, hala  canları sigara veya şeker isteyebilir. Biz bu gruptaki kişilere bol bol su içmelerini tavsiye ederiz. Kanlarındaki nikotin veya şekerin düşmesi için genelde bu yeterlidir. Eğer hala zorluk yaşıyorlarsa, tekrar gelmeleri zorunludur.

Önceden, bir kişinin hangi gruba ait olduğunu hiçbir şekilde bilemiyoruz. Maalesef bunu anlamanın bir yolu yok. Çünkü, bir kişinin, kaç tane sigara içtiği ya da ne kadar çok şeker kullandığı gibi bilgilerin, bununla hiçbir bağlantısını henüz bulamadık. Bazen bir kişi terapiye geliyor ve hiçbir şey hissetmiyor. Bazen tiksinti hissediyorlar, bazen de aynı kişi, 5 yıl sonra geliyor ve “bu sefer neden bu kadar zorlanıyorum? Geçen sefer hiç böyle olmamıştı” diyebiliyorlar. Yani, hangi gruba ait olacağınızı anlamanın hiçbir yolu yok maalesef.

Aslında terapi %100 işe yarıyor. Ancak, insanların %20’si, tekrar terapiye ihtiyaç duyuyorlar. Eğer tekrar gelirlerse, onlara yardımcı oluyoruz. Ancak eğer tekrar gelmezlerse, onlara yardımcı olamıyoruz ve onlar, çevrelerindeki insanlara terapinin onlarda işe yaramadığını söylüyorlar. Ayrıca, insanlara, terapiden sonra yapmaları veya yapmamaları gereken şeyleri söylüyoruz. Bunlar çok önemli! Eğer bir kişi sigarayı bıraktıysa ve eşi evde sigara içmeye devam ediyorsa, bu, sigarayı bırakmış olan kişi için çok önemli bir problem. Bu kişiler bize, kendilerinde terapinin işe yaramadığını söylüyorlar. Ama, sigarayı tamamen bırakmaları gerekirken, aslında evde hala içmeye devam ediyor oluyorlar, ancak pasif olarak içiyor oluyorlar. Aynı şekilde şeker için de, bir kişi bize terapinin işe yaramadığını söylüyor, ancak diyetisyenimiz sorular sormaya başladığında, zaman zaman azıcık şeker kullandıklarını, ya da sadece bir düğünde birazcık yemiş olduklarını itiraf ediyor, ama “neden bende işe yaramadığını anlayamıyorum!” diyorlar.

Biz eğer reseptörü kapatırsak, o reseptör kapanmıştır. Eğer kişi onu tekrar açarsa, tekrar açılır. İnsanlar bize, terapiye gelen insanların % kaçının başarılı olduğunu soruyorlar. Biz de %80 başarılı olduğunu söylüyoruz. Hiçbir zaman %100 demiyoruz. Aslında, başaramayan %20’lik grup, tamamen o insana ve onun çevresine bağlı, terapiste değil. İlk ayda, şekerin tozu bile çok fazla. İkinci ayda, yanlışlıkla birazcık şeker yemişseniz, hemen 3 bardak su içmenizi öneriyoruz. Çoğunlukla bu, yeterli oluyor. Eğer bir bayan terapiye geldiyse, kanında yüksek miktarda şeker oluyor. Sadece azıcık şeker bile alsa, reseptörleri tekrar açılabiliyor.

CEVAP: Eğer o kişi sigara için gelmişse, yaşadığı odaların tamamını temizlemeli. Evini, ofisini, arabasını iyice havalandırmalı. Tüm sigara paketlerini atmalı ve bir daha geri dönmemeye kararlı olmalı. Ayrıca pasif içicilikten sakınmalı. Kafeler, ve benzeri sigara içilen yerlere, ilk bir ay gitmekten kaçınmalı. Aileden birileri bile evde sigara içmemeli. Biraz spor yapabilirlerse çok yardımcı olur. Ayrıca bolca su içmeliler.
Eğer şeker/glüteni bırakmak için geliyorsa, şekerli ve glütenli yiyecekleri tamamen hayatından çıkartmalı.

CEVAP: Bazı insanlar bir ayda, bazı insanlar bir haftada, bazıları bir günde tamamen sigaradan arınabiliyorlar. Her şey beyinde bitiyor. Keman çalmayı nasıl unutmuyorsanız, sigara içmeyi de aynı şekilde hiçbir zaman unutmuyorsunuz.

CEVAP: Terapiden önce, vücudunuzda metal olması, başarıya engel olur. Terapiden sonra ise, yukarıda açıkladığım gibi, insanlara ve insanların çevresine bağlı oluyor.

CEVAP:  Terapiye gelen kişiler, o kimyasallara bir daha dokunmadıkları sürece, etkisi sürüyor. Bazı insanlar, bunun bioenerji olduğunu, bioenerjinin de birkaç gün sürdüğünü düşünüyorlar. Ancak, bu kesinlikle böyle değil. Çünkü bu, sadece bioenerji metodu değil. Bioenerji, vücudunuza birkaç günlük fazladan enerji verir. Bu doğrudur. Eğer bioenerjiye ihtiyacınız varsa, o birkaç gün sürer, ama sonra geçer. Ancak, beyindeki reseptörler öyle değildir. Biz bu noktalara akupresür aura yoluyla uyguluma yapıyoruz. Biz bir çok metodu aynı anda kullanıyoruz. Eğer bu bioenerji olsaydı, o zaman, bioenerji seanslarına giden herkes sigarayı birkaç gün boyunca bırakabilmesi gerekirdi, ama bioenerji tedavilerine gittiğinizde, hiçbir zaman böyle olmaz.

CEVAP: On binlerce insan bıraktı. Amerika, Brezilya, Romanya, Hollanda, Türkiye, Almanya, İngiltere… Bir çok ülkede ve şehirde on binlerce insana yardımcı olduk. Sonuç olarak 30 yıldan fazladır terapi yapıyoruz. Bazı ülkelerde 9 kliniğimiz var, her gün çalışıyorlar.

CEVAP: Evet, var. Ama, bu, tamamen metabolizmaya ve o insanların çevresine bağlı. Bazı insanların 3, 4, 5 kez gelmeleri gerekebiliyor. Bazen işe yaramayabiliyor, çünkü sigarayı bırakanın eşi evde sigara içmeye devam ediyor, sigara bırakan da pasif olarak içmeye devam etmiş oluyor. Ya da bazen insanlar restorantta bir şeyler yiyorlar, içeriğinde şeker olduğunu bilmeyebiliyorlar. Biz insanların %80’ine yardımcı olabiliyoruz. Çoğunlukla ilk seferde işe yarıyor, bazen 2-3 kez daha gelmek gerekebiliyor.

Ancak, şunu söylemeliyim: BİZ HİÇBİR ZAMAN KİMSEYİ BIRAKMIYORUZ. KENDİLERİ GELMEMEYE KADAR VERMEDİKLERİ TAKTİRDE, BİZ HER ZAMAN YARDIMCI OLUYORUZ. ONLARA, ONLARIN İSTEDİKLERİ SÜRECE YARDIM ETMEYE DEVAM EDİYORUZ. Bir yıl boyunca, tekrar geldikleri terapilerden hiçbir ücret almıyoruz. Bazı insanlar tekrar tekrar geliyorlar. Biz insanları anlıyoruz. Bazı insanlar, ailelerinde bir şey oluyor ve tekrar sigaraya veya şekere başlayabiliyorlar. Ama bunlar, tekrar tekrar gelebiliyorlar ve biz onlara yardımcı oluyoruz.

Yalnız, bunun bir sihir olduğunu düşünmemelisiniz. Bu hiçbir şekilde hokus pokus veya abrakadabra değil. Bu, teknik, metot ve 50 yıldan beri dünyanın her yanındaki kliniklerin tecrübesinin birleşimidir. Biz insanlara yardımcı olabiliriz, ama bazı şeyleri onların yerine yapamayız.

CEVAP: Hayır, sigara terapisi ile şeker/glüten den arınma iki ayrı yöntemdir, farklı kristaller kullanılır.

CEVAP: Kesinlikle! Hatta sigaradan ziyade, kokain gibidir. Bazı araştırmalar var, bir insan şeker yerken MRI çekildiğinde, görülür ki, şeker ve kokain, beyinde aynı bölgeleri etkilemektedir. Ama, tüm tatlılardan bahsetmiyorum. Çünkü, meyve veya bal yemekte bir sorun yok. Ama, beyaz şeker ve kahverengi şeker, çok bağımlılık yaratıcı maddeler.

CEVAP: Şeker ve glüteni herkesin bırakması gerekli değildir. Sadece, bırakmak isteyen insanlar bırakmalıdır. Ancak bilim dünyası, bugün şekerin bir zehir olduğunu açıkça ilan etmektedir. Tatlandırmak için başka bir şey kullanın. Ayrıca, bir çok bilim adamı, glütenin de insanlar için zararlı olduğunu söylüyor.

CEVAP: Benzer şeyleri yaşıyorlar. İkisi için de yukarıda saydığımız 3 grup geçerli.

CEVAP: Bir çok insan, şeker ve glüteni bırakmaya, sadece sağlık nedenlerinden değil, aynı zamanda kilo vermek için geliyorlar. İlk ay için, onlara özellikle patates, prinç gibi karbonhidratlardan uzak durmalarını öneriyoruz. Ayrıca, insanlara muz, mango gibi meyveleri de bırakmalarını tavsiye ediyoruz, çünkü bu meyvelerde çok fazla şeker var. İyi şeker bile olsa, yine de insanlar kilo vermek istiyorlarsa, bunları kullanmamalarını öneriyoruz. İlk ay, metabolizmayı hızlandırmak önemli.

CEVAP:  Bu, kişiye çok bağlı. Ne kadar fazla kiloları olduğuna da bağlı. Ne kadar çok fazla kiloları varsa, vermek o kadar hızlı oluyor. Ayrıca, bizim önerilerimize ne kadar uydukları da çok önemli başka bir konu.

CEVAP: Size, “çocuklarınızın da sigara bağımlısı olmasını ister miydiniz?” diye sorardım. Sonra, “hangi sebeple, sizi zehirleyen bir firmanın ceplerini doldurmak için, her gün o kadar çok para ödüyorsunuz?” diye sormak isterdim.

CEVAP: Nikotin için ihtiyacınız, gittikçe büyür. Çünkü, beyniniz, almakta olduğunuz nikotin miktarına alışır ve gittikçe daha fazlasını ister. İçtikçe ve alıştıkça, satın aldığınız sigara sayısı da artar.

CEVAP: Bazı insanlar, bunun bir mucize olduğunu söylüyorlar. Çünkü bize geldiğinizde sigara içiyorsunuz, ama çıktığınızda, artık sigara arzunuz kalmıyor. Bu gerçekten ilk bakışta mucize gibi görünüyor. Ama aslında, bu bir mucize değil, teknik! Biyolojiden, psikolojiye ve alternatif tıbba kadar bir çok metodun bir kombinasyonu olan bu teknik, 30 yıldan fazla bir süredir başarıyla uygulanıyor.

Bu işlem, 3 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, açıklama… İkinci bölüm sorular ve cevaplar… üçüncü bölüm ise arınma…  Bu sürecin tamamı, en fazla 2 saat sürüyor. Her insan birbirinden farklı olduğu için, artı-eksi biraz fark edebiliyor tabii.

Abrahamson metodu, 30 yıldan fazla bir süredir her gün uygulanıyor. Şu anda dünyadaki değişik ülkelerinde terapileri uygulayan 19 terapistimiz var.

Bu güne kadar, dünya çapında on binlerce insana sigaradan bırakma konusunda yardımcı olduk. Hem de çok yüksek bir başarı oranıyla.

CEVAP: Evet, Nikotin, bağımlılık yapan kısmı. Ama bu günkü nikotin de, yıllar önce Güney Amerika’nın dağlarında doğal yollarla yetişen tütünlerin içindeki nikotin değil artık. Bu günkü nikotin, laboratuarda genetiği değiştirilerek üretilmiş, son derece bağımlılık yapan bir nikotin oldu.

CEVAP: Nikotin bağımlılığı, bir çocuğun veya büyük bir insanın ilk sigarasıyla birlikte başlıyor. Beyin, nikotinle bağlantılı kimyasalları öğreniyor ve gittikçe daha fazla arzulamaya başlıyor. Bağımlılık gittikçe artıyor, çünkü absorbe edilen (emilen) nikotin miktarı, yıllar içinde gittikçe artıyor, artıyor. Her tür tütün ürününde bu, aynı şekilde oluyor. İster nargile olsun, ister puro, ister pipo veya sigara, hepsi aynı şey.

CEVAP: Sigarayı bırakmak için, bırakmayı istemek, bu kararı alabilmek için kesinlikle çok önemli! Bu karar verildikten sonra, bu karar size, bağımlılıktan kurtulmak için gerekli gücü verecektir.

CEVAP: Sigarayı bırakmak, aslında çok kolay. Sigarayı bırakmak sadece 3 gün alır. Sigara firmaları, insanlara yıllardır sigarayı bırakmanın çok zor olduğunu anlatıyorlar. Çünkü insanların sigarayı bırakmayı denemelerini bile istemiyorlar. Ama, aslında 72 saat sonra, kimyasal olarak bağımlılık kırılıyor.

CEVAP: Sigarayı bırakmak, insanları şişman yapmaz. Ama nikotin, metabolizmayı hızlandırmaktadır. O nedenle, sigara içen insanlar, biraz daha fazla kalori yakarlar. Sigarayı bıraktığınızda, ilk birkaç ay 1-2 kilo alınabilir. Ancak vücut temizlendikçe, kendisini tekrar dengeler. Her durumda, siz eğer diyetinize dikkat eder ve biraz spor yaparsanız, sigara bırakırken kilo alınmaz.

CEVAP: Abrahamson metodunun yan etkisi, insanları daha sağlıklı ve daha varlıklı yapmasıdır. Çünkü vücutlarına zehir almazlar ve sigara firmalarının cebine daha fazla para koymazlar.

CEVAP: Çünkü, beyin her şeyi öğrenir ve hiçbir şeyi unutmaz. Bağımlı olduğunuzda, beyindeki bazı reseptörler ve bazı bölgeler yeni kimyasalı öğrenir, ama hiçbir zaman unutmazlar. Bu nedenle, vücut bu kimyasaldan temizlenene kadar, hafıza ve alışkanlıklar yinede geri planda kalacaktır.

CEVAP: Yıllar içinde, bir çok uç vaka gördüm, çünkü insanlar birbirinden çok farklılar. Ama, size, kesinlikle söyleyebilirim ki, en çılgın olanı, bize gelen bir hanımın durumuydu. Yıllarca sigara içtikten sonra, ses tellerinde kanser olan bir hanımdı. Boğazındaki ses telleri alınmış ve nefes alabilmesi için boğazına bir delik açılmıştı. Bu hanım, boynuna açılmış olan bu delikten hala sigara içiyordu. Sanırım, bu güne kadar gördüğüm en çılgın durum buydu. Tabii Abrahamson tekniği ile sigarayı bıraktı!

CEVAP: Tabii, kesinlikle! Dünya üzerindeki çoğu insan, sigarayı hiçbir destek almadan kendi iradeleriyle bırakıyorlar. Yapmanız gereken tek şey, sigarayı bırakmayı gerçekten istiyor olmak ve bir gün, karar vermek! Kendinizle, belli bir günde sigarayı bırakmak için bir randevu yapın. Evinizi nikotinden, sigaradan, küllüklerden temizleyin. Hepsini atın! Arkadaşlarınıza artık sizin evinizde önünüzdeki birkaç ay sigara içemeyeceklerini söyleyin. Saatte bir bardak su için, kahvenizi alıştığınız gibi içmeye devam edin. Göreceksiniz ki, bir hafta sonra, bağımlılıktan kurtulacaksınız, bir ay sonra da alışkanlıklarınızdan da kurtulacaksınız. Çok kolay. Deneyin ve ne kadar kolay olduğunu görün!

CEVAP: Hangi metodla sigarayı bıraktığınız hiç fark etmez. Eğer 10 yıl sonra bile, o kişi sadece bir sigara bile içerse, tekrar sigara içmeye başlar. Çünkü, beyindeki bağımlılık yapılan o bölgeler, silinip atılamıyor. Dolayısıyla nikotin kimyasalını tekrar hatırlayıp arzu etmeye başlıyor. Yani, eğer birisi tekrar sigara almaya başlarsa, sigarayı en baştan tekrar bırakmaları gerekir. Bu nedenle biz, terapimize gelenlere, destek olmaya devam ediyoruz ve tekrar terapiye gelmeye ihtiyaç duyanlardan sonraki bir yıl boyunca hiçbir ücret almıyoruz. Çünkü bazen insanların tekrar desteğe ihtiyacı olabiliyor. Onlar bırakmayı istedikleri sürece biz destek oluyoruz.